26 Haziran 2011 Pazar

Şiir nedir

Şiir,neredeyse dilin doğuşuyla beraber ortaya çıkan bir yazın türüdür..Şiiri tanımlamak için binlerce ifade kullanılmışsa da doğru ve değişmeyecek bir tanıma ulaşmak olanaksız gibi görünmektedir..

Ancak,kendine ait bir dil ya da söylem kullanması,müzik ve sesle yakın ilişki içinde bulunması ve estetik bir etkileme gücünün olması herkes tarafından kabul edilebilecek özelliklerdir..
Şiirin ortaya çıkışı,insanın sesini bulması ve özellikle konuşarak iletişim kurmasını sağlayan bir dil geliştirmesi ile yaşıttır..İnsan günlük konuşma dilinin yanı sıra özellikle değiştirebileceği ya da yansıtabileceğini düşündüğü doğayı etkilemek için bir büyü dili oluşturmuştu..Bu dilin ritmik özellikleri şiir dilinin öncülü olarak algılanabilir..Platon da şiiri tanımlarken "büyülü söz" ifadesini kullanmıştır..

Çağlar boyunca türküler şiirsel metinler olarak sözlü yazın örnekleri olarak yaşamışlardır..Her kültürün günlük dil kadar sık kullandığı türkülerin sosyolojik boyutu yazınsal boyutundan daha önde görülmüştür..İşlerini yaparken türkü söyleyen insanlar bireysel ya da grupsal gereksinimlerinden dolayı farklı türlerde şiir geliştirmişlerdir..Bu gereksinim sonucu ortaya çıkan türler Yunan kültürü etkisi altında gelişmiştir..Bu bağlamda ilk gelişen türler lirik,epik ve dramatik şiirdir..
Bunların dışında pastoral,didaktik ve satirik diye adlandırılan türler de şiirde iç farklılaşmanın diğer örnekleridir..

Topluma ortak bir duyarlık ve bazen vicdan oluşturmak,insan-doğa ilişkisini düzene koymak,sıradan insanın gözlemleyebildiği halde ifade edemediği olayları ve olguları güzel ve farklı bir dil kullanarak gündeme getirmek ve böylece toplumun sözü olmak gibi işlevleri vardır şiirin..Şiirin işlevi yazıldığı ya da söylendiği döneme bağlı olarak farklılık göstermiştir..Topluma kazandırılmak istenen değerlerin sözcülüğünü yapmış,yenilikleri tanıtmaya çalışmış,demokrasi ve özgürlük kavramlarının kalıcı olmasında önemli pay sahibi olmuştur..

21 Haziran özellikleri

21 Haziran günü, yurdumuzun da içerisinde bulunduğu Dünya'nın kuzey yarımküresinde yaz gündönümü (yaz solstisi) olarak kabul edilir.

Her yıl 21 Haziran tarihinde kuzey yarımküre Güneş'e daha fazla çevrilmiş duruma gelir. Böylece kuzey yarımküre'de yaz mevsimi, güney yarım kürede ise kış mevsimi başlar. Ayrıca kuzey yarım kürede en uzun gündüz, güney yarım küredede en uzun gece yaşanır.

21 Haziran tarihinden sonra ülkemizinde bulunduğu kuzey yarımkürede gündüzler kısalmaya, güney yarımkürede ise geceler kısalmaya başlar.

Dünyanın kutup noktalarına gidecek olursak; kuzey kutbunda 21 Haziran tarihinden itibaren 6 ay gündüz, güney kutbunda ise 6 ay gece yaşanmaya başlar. 21 Aralık tarihinden sonra da tam tersi olmaya başlar.

Asitlerin özellikleri nelerdir

Sulu çözeltilerinde (H+)verebilen bileşiklere asit adı verilir.Günlük yaşantımızda kullandığımız turşu, salça, sirke, yoğurt, kola, elma, limon ve süt gibi besin maddelerinin yapısında bir miktar asit bulunur. Bazı önemli asitlerin adları ve kimyasal formülleri şöyledir.

Asidin adı - kimyasal formülü
Hidroklorik asit - HCI
Nitrik asit - HNO3
Sülfürik asit - H2SO4
Asetik asit - CH3COOH
Formik asit - HCOOH
Fosforik asit - H3PO4
Karbonik asit - H2CO3

Asitlerin bazı özelliklerini aşağıdaki deneylerle anlatmaya çalışalım

Deney
Asitlerin elektrik akımını iletmesi

Araç ve gereçler: Sülfürik asit, su, 2 adet bakır elektrot, bağlantı kabloları, beherglas, 1,5 voltluk ampul, duy ve güç kaynağı.

Deneyin yapılışı: Beherglasa 100 ml su koyunuz suyun üzerine yavaş ve dikkatli davranarak 10cm3 kadar sülfürik asit dökünüz. Bir cam çubukla karıştırarak çözelti haline getiriniz. 2 tane bakır elektrotu birbirlerine temas etmeyecek şekilde çözeltiye batırınız. Bağlantı kablolarını bağlayarak deney düzeneğini meydana getiriniz güç kaynağını açarak deneyi gözleyiniz.

Gözlem ve sorular: Ampul yanıyor mu? Güç kaynağının voltajını arttırarak deneyiniz. Elektrotları çözeltiden çıkartarak deneyi sürdürünüz. Ampulün yanıp yanmadığını gözleyiniz.

Sonuç: Elektrotlar, çözeltiden çıkarıldığı zaman devredeki ampul yanmamaktadır. Çözelti içinde iken yanmaktadır. Bu olay, asit çözeltilerinin elektrik akımını ilettiğini gösterir.

Asitlerin Genel Özellikleri
1. Sulu çözeltilerinde (H+) iyonu verir.
2. Mavi turnusol kağıdını etki ederek kırmızıya dönüştürür.
3. Sulu çözeltileri elektrik akımını iletir.
4. Seyreltik çözeltilerinin tadı ekşidir. Örneğin:elmada malik asit, limonda sitrik asit... gibi.
5. Metallere etki ederek hidrojen gazı çıkarırlar. Metallere etki ederek onların yapılarını bozar.
6. Maddeler üzerinde yakıcı etkileri vardır. Örneğin ;karıncada formik asit bulunur. Karınca ısırdığı zaman yakıcı etki yapar.

25 Haziran 2011 Cumartesi

Enerji Tasarrufu Haftası

Enerji verimliliği ve enerji tasarrufu, yaşam standardında, hizmet ve üretim kalitesinde ve miktarında düşüşe yol açmadan enerji tüketiminin azaltılmasıdır. Her yıl ocak ayının ikinci haftası “Enerji Tasarrufu Haftası” olarak kutlanır.

Ülke ekonomisi ve refahının en önemli girdisi olan enerjinin büyük ölçüde ithalatla karşılanması, enerji maliyetlerinin ürün maliyeti üzerinde gün geçtikçe artan baskısı ve enerji tüketiminin yarattiğı çevre kirliliği nedeniyle “enerji verimliliği” ve “enerji tasarrufu” ekonomik ve çevresel açıdan büyük önem kazanmıştır.

Tasarruf edilerek kazanılabilecek enerjiyi üretmek için pahalı yatırımlara ve uzun zamana ihtiyaç vardır. Oysa enerji tasarrufu daha çabuk ve ucuza elde edilebilen bir enerji kaynağıdır.

Ülkemizde enerji tasarrufu çalışmaları; Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığına bağlı Elektrik İşleri Etüt İdaresi Genel Müdürlüğü (EİE) tarafından yürütülmektedir.

Sanayi ve bina sektörü öncelikli olmak üzere tüm sektörlere yönelik olarak enerji verimliliğinin artırılması için etüt, eğitim, bilinçlendirme, istatistik, izleme, değerlendirme ve mevzuat geliştirme çalışmaları yürütülmektedir.

9 Nisan 1981 tarihinde Başbakanlık talimatı ile kurulan Enerji Tasarrufu Koordinasyon Kurulu EİE bünyesinde faaliyetlerine devam etmekte olup, Kurul’un halen kamu kurum ve kuruluşlarının yanında, özel sektör ve üniversitelerden 54 üyesi bulunmaktadır. Enerji Tasarrufu Koordinasyon Kurulu’nun yürüttüğü kamuoyunun bilinçlendirilmesi faaliyetleri kapsamında her yıl Enerji Verimliliği Haftası düzenlenmekte ve hafta içerisinde çeşitli etkinlikler organize edilmektedir.

24 Haziran 2011 Cuma

Kanuni Sultan Süleyman'ın Hayatı Dönemi

Babası . Yavuz Sultan Selim



Annesi . Hafsa Hatun



Doğumu : 27 Nisan 1495



Vefatı . 7 Eylül 1566



Saltanatı : 1520 - 1566 (46) sene



-Kanüni Sultan Süleyman, Trabzon'da dünyaya geldi. O sırada babası orada vali idi. Babası O'nu küçük yaştan itibaren çok titiz bir şekilde yetiştirmeye basladı ve emsali görülmeyen bir terbiye ve tahsil ile yetiştirildi.



-26 yaşında padişah oldu. Çok ciddi ve vakurdu. Teenni ile hareket ederdi. Yapacağı işler hakkında hiç acele etmez, gayet geniş düşünür ve verdiği emirden geri dönmezdi. İs başına getireceği adamların kabiliyet derecelerine göre vazife verirdi.



-Kanuni'nin yüzü yuvarlak, gözleri elâ, kaşları arası biraz açık, doğan burunlu, uzun boylu ve seyrek sakallı idi. Azim ve irade sahibiydi.



-Devri Türk hakimiyetinin kemale ulaştığı bir devir olmuştur. Kendisine Kanüni denmesi, yeni kanunlar icad etmesinden değil, mevcut kanunları yazdırtıp çok sıkı bir şekilde tatbik etmesinden dolayıdır.



-Zamanında İngiltere Kralı . Vlll. Henri, İstanbul'a bir heyet gönderip, adalet mekanizmasının nasıl işlediğini tetkik ettirerek kendi memleketine örnek almıştır.Avrupâ tarihçilerinin Muhteşem Süleyman dedikleri büyük hükümdar, büyük dedesi Fatih gibi sayısız seferlere bizzat kendisi iştirak etmiştir.



-Zamanında cereyan eden mühim hadiselerden bazıları şunlardır :



-1522 senesinde Rodos'u aldı. Fransa KraIının yardım isteğini kabul ederek Alman İmparatoruna bir mektup yazdı ve Alman İmparatoru, Birinci François'i serbest bıraktı.



-1526'da Mohaç Muharebesi ile Macaristann ortadan kaldırdı. Budapeşte'yi fethetti.



-1529'da Viyana'yı kuşattı.



-1532'de Avusturya seferine çıktı.



-1533'te Almanya ile anlaşma imzalandı.



-1537'de Otranto fethedildi. Ancak, Venedik Savaşı sebebiyle daha sonra ordu Otranto'dan çekildi.



-1543'de Estergon, İstoini ve Belgrad'ı fethetti. Barbaros kardeşler Akdeniz'de yenmedik donanma bırakmadılar ve Kuzey Afrika'yı alarak Osmanlı (bilgi yelpazesi.net) topraklarına bağladılar. Kırım Hanları, Moskova'ya kadar ilerlediler.Hint Okyanusu'na donanma gönderilerek oradaki müslümanlara yardımlarda bulunuldu.Sudan ve Habeşistan'da fetihler yapıldı.



-1548'de Tebriz dördüncü defa alındı.Osmanlıların en büyüklerinden birisi olan Muhteşem Padişah 7 Eylül 1566 günü savaş meydanında iken ahiret âlemine irtihal etti. Oanda Zigetvar kuşatmasını idare ediyordu.



-Vefatında 71 yaşını 4 ay 10 gün geçiyordu. 46 sene padişahlık yaptı. Büyük bir devlet adamı ve ünlü bir şairdi. Meşhur şiirlerinden birisi şudur:



Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi.

Olmaya devlet cihanda, bir nefes sıhhat gibi.

Saltanat dedikleri bir cihân kavgasıdır.

Olmaya baht ü saadet dünyada vahdet gibi.



-Babasından 6.557.000 km. kare olarak devraldığı İmparatorluğun topraklarını, 14.893.000 km. kareye çıkarmıştı.Cenaze namazını Şeyhülislâm Ebussuud



-Efendi ve Nakibü'I - Eşraf Taşkentli Muhterem Efendi kıldırmıştır. Süleymaniye Camii avlusundaki türbesinde gömülüdür. (Allah rahmet eylesin.)



-Silsile-i Saadâd'tan Hâce Muhammed Zâhid Bedahşi (k.s.) Hazretleri, Şeyh Sünbül Sinan, İbrahim Gülşeni, Şeyh Hamidullah'ın oğlu Hattat Mustafa'Dede, Kara Davud, Beyzavi'ye haşiye yazan Şeyhzade, Humayünnâme sahibi Alâaddin, Mülteka sahibi İbrahim Halebi, Şahidi İbrahim Dede, Ahteri sahibi Mustafa Efendi,Lügat sahibi Nimetullah Efendi, Şeyh Merkez Efendi, Kırklardan Hızır Efendi ve İşbah müellifi İbni Neciym, Kanüni devrinde yaşamış ve yine o devirde vefat etmiş büyüklerdir. Erkek çocukları : Ikinci Selim, Bayezid, Abdullah, Murad, Mehmed, Mahmud, Cihangir, Mustafa.



Kız çocukları : Mihrimah Sultan, Raziye Sultan.